Allah yanlız bırakmaz kullarını. Her an her daim en yakınındadır. Ey insanlar uyanalım gaflet uykusundan gittiğimiz ebedi karanlıktır. Allah korusun. Ruhlarımıza bulaştı hastalıklar. kalplerimizi kararttı biz ki görmeyenler Allah ın telk yaratıcı ve Merhamet sahibinin bize en yakın olduğundan haberdar bile. Biz ki günde doğru olandan, yapılması gerekenden hariç herşeyi yapanlar bizler. doğru yol için ne yapıyorum. cennete giden Allah ın yoluna giden su yolunu açmak için hangimiz gerçek bir kazma vurduk toprağa. Allah derki "Namazı dosdoğru kılın" hangi işimizi yaptık dosdoğru? Hakikat olarak sevdik mi Hakikat olanı.? Ben yapmadım. Ruhumun bu dünyavi hastalığından kurtarmam lazım. Affet Ya Rab!
bakma benim bu hallerime sevgili,
yüreğim, ayaklarının önünde bi figan olmuş uğrunda canlarını vermiş.
bakma sevgili, bu halim önünde bir hayal, aşkın bir yansıması olmuş.
bakma benim bu halime ey sevgili,senin uğruna yaşamış,senin uğruna ölürmüş,
nasibim,sevgilim,herşeyim.
bırakma ellerimi,pervaz eden bir kuş gibi ölür, fazla yaşamam. Yaşat beni.
bu sevgilinin kalbi ancak sevgiliyle hayat bulur, onun gözlerine baktığında yaşadığını anlar.
ellerini tuttuğunda canlı olduğunu hisseder.
sevgili, mağrur bırakma sakın bu yâri, sensiz yapamaz,yaşayamaz.
Mağrur bırakma.
yüreğini vermiş ellerine, öldürmekte senden, yaşatmakta.
tebessüm eyle gül yüzüne.
Gül yüzün güldü mü,
Güller açar sevgilinin gönlünde...
yıllar öncesinden bir çizim kim dersiniz?? Tabi ki mimar Sinan! Yıllar öncesinden mühendisleri imrendirecek çizimler ve çizimlerle karşınızda. Bu çizimler sayesinde Mimar Sinan oldu. Ve bu sayede hesaplarla dolu camiler ve yapılar ortaya çıktı. Şimdi 1500'lü yıllara gidin. O yıllarda yaşadığınızı düşünün. "Birşeyler yazayım ama bu yazı 400 sene sonra okunsun" diyorsunuz. Ne yapacaksınız? Sizin bir mesajınız var ve bu mesajı 400 yıl sonra ilgili kişinin bulmasını istiyorsunuz.
İşte Mimar Sinan'ın da böyle bir derdi var. Bir mesaj bırakmak ve bu mesajı ilgili bir kimsenin bulmasını istiyor. Ve Mimar Sinan bunu başarıyor. Nasıl mı? Okumaya devam edin bu yazıyı...
Mimar Sinan'ın (1490-1588) şaheserlerinden biri olan Şehzadebaşı Câmii'nin 1990'lı yıllarda devam eden restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir inşaat mühendisi, câminin restorasyonu sırasında yaşadıkları bir olayı TV'de şöyle anlatmıştı:
"Câmi bahçesini çevreleyen duvarında bulunan kapıların üzerindeki kemerleri oluşturan taşlarda yer yer çürümeler görüldü. Restorasyon programında bu kemerlerin yenilenmesi de yer aldı.
Biz inşaat fakültesinde teorik olarak kemerlerin nasıl inşa edildiğini öğrenmiştik, fakat taş kemer inşaası ile ilgili pratiğimiz yoktu. Kemerleri nasıl restore edeceğimiz konusunda ustalarla toplantı yaptık.
Sonuç olarak kemeri alttan yalayan bir tahta kalıp çakacaktık. Daha sonra kemeri yavaş yavaş söküp yapım teknikleri ile ilgili notlar alacaktık ve yeniden yaparken bu notlardan faydalanacaktık.
Sökmeye kemerin kilit taşından başladık. Taşı yerinden çıkardığımızda hayretle iki taşın birleşme noktasında olan silindirik bir boşluğa yerleştirilmiş bir cam şişeye rastladık.
Şişenin içinde dürülmüş beyaz bir kağıt vardı. Şişeyi açıp kağıda baktık. Osmanlıca bir şeyler yazıyordu. Hemen bir uzman bulup okuttuk. Bu bir mektup idi ve Mimar Sinan tarafından yazılmıştı. Şunları söylüyordu: "Bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık 400 senedir. Bu müddet zarfında bu taşlar çürümüş olacağından siz bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz. Büyük bir ihtimalle yapı teknikleri de değişeceğinden bu kemeri nasıl yeniden inşaa edeceğinizi bilemeyeceksiniz. İşte bu mektubu ben size, bu kemeri nasıl inşa edeceğinizi anlatmak için yazıyorum."
Koca Sinan mektubunda böyle başladıktan sonra o kemeri inşa ettikleri taşları Anadolu'nun neresinden getirttiklerini söyleyerek izahlarına devam ediyor ve ayrıntılı bir biçimde kemerin inşaasını anlatıyordu.
Bu mektup bir insanın, yaptığı işin kalıcı olması için gösterebileceği çabanın insan üstü bir örneğidir. Bu mektubun ihtişamı, modern çağın insanlarının bile zorlanacağı taşın ömrünü bilmesi, yapı tekniğinin değişeceğini bilmesi, 400 sene dayanacak kağıt ve mürekkep kullanması gibi yüksek bilgi seviyesinden gelmektedir. Şüphesiz bu yüksek bilgiler de o koca mimarın erişilmez özelliklerindendir. Ancak erişilmesi gerçekten zor olan bu bilgilerden çok daha muhteşem olan 400 sene sonraya çözüm üreten sorumluluk duygusudur."
Mimar Sinan'a Mektup
Devlet-i âliyyenin büyük mimârı Sinan Senden başka gelmedi dünyaya buna inan
Coşkun bir imân ile yükseldi minâreler Rûhunu üfledin de şekil aldı hâreler
Mütevâzi kalfa''nın şâheseriyim diye Mağrur duruşuyla muhteşem Süleymâniye
Edirne''de usta''nın elinden aldı şekil Selîmiye kubbesi evreni eder temsil
Nice Allah dostunun hürmetiyle hep tevbe Sultânın şehzâdenin busegâhıdır türbe
Kaç medresede senin emeğin gözyaşın var Dârüşşifâda hasta başından belâ savar
Yolcular konar içer çeşmelerden akar su Misafirhânelerde sürer derin uykusu
Bir ömüre sığdırdın yüzlerce eserini İstanbul sokakları rahmetle anar seni
Gel yetiş koca Sinan bir de gör hâlimizi Bulamazsın yapıda mimârî kültür izi
Çok katlı binaların her gözünde bir insan Toprağın kokusu yok bilemez kimse nisan
Tabiati ağacı biz belgeselde gördük Diktiğin eserleri anlayamadık kördük
Ruhumuzu bıraktık beton yığınlarında Ahde vefâ kalmadı şimdi torunlarında
Ya kalk yatağından da uyan uyandır bizi Ya Mevlâ''ya dua et bize de versin giz''i
Umudumu yitirdiğimde, doğruluk ve sevgi yolunun tarih boyunca daima kazandığını hatırlarım. Zorbalar ve katiller hep vardır ve bir süre için yenilmez görünebilirler. Ama sonunda daima yenilirler. Daima. Gandhi