12 Temmuz 2012 Perşembe

Kör Şey!

Köhne terk edilmiş, kurak topraklarda dolaştın yıllar boyu. Zaman aldı geçti kendini. Girdin bir ufuk  kutuyada neden diye sormadın mı hiç. Sen bilmez miydin gecenin ve gündüzün sahibinin muhabbetini. O var etmedi mi seni? kurak topraklardan en yeşil ve bereketli hazineye sokmadı mı? sen mi yolunu kaybettin ey kör. Ey kendini gaflet çukurlarına atan şey. Bak et ve kemik bitti. su çekildi. Can artık Yaradana gitti.

20 Haziran 2012 Çarşamba

Aşk makamı-yunus emre

 Aşk makamı alidir aşk kadim ezelidir
Aşk sözünü söyleyen cümle kudret dilidir

Diyen ol işiten ol gören ol gösteren ol
Her sözü söyleyen ol suret can menzilidir

Suret söz kanda buldu kanda söz işit oldu
Suret kendi geldi dil dil hikmetin yoludur

Suretler ün diyemez söz kendisi söylemez
İşler hicapsız olmaz risalet hasılıdır 


Affet ya Rab!

Allah yanlız bırakmaz kullarını. Her an her daim en yakınındadır. Ey insanlar uyanalım gaflet uykusundan gittiğimiz ebedi karanlıktır. Allah korusun. Ruhlarımıza bulaştı hastalıklar. kalplerimizi kararttı biz ki görmeyenler Allah ın telk yaratıcı ve Merhamet sahibinin bize en yakın olduğundan haberdar bile. Biz ki günde doğru olandan, yapılması gerekenden hariç herşeyi yapanlar bizler. doğru yol için ne yapıyorum. cennete giden Allah ın yoluna giden su yolunu açmak için hangimiz gerçek bir kazma vurduk toprağa. Allah derki "Namazı dosdoğru kılın" hangi işimizi yaptık dosdoğru? Hakikat olarak sevdik mi Hakikat olanı.? Ben yapmadım. Ruhumun bu dünyavi hastalığından kurtarmam lazım. Affet Ya Rab!

5 Haziran 2012 Salı

Bakma Sevgili


bakma benim bu hallerime sevgili,
yüreğim, ayaklarının önünde bi figan olmuş uğrunda canlarını vermiş.
bakma sevgili, bu halim önünde bir hayal, aşkın bir yansıması olmuş.
bakma benim bu halime ey sevgili,senin uğruna yaşamış,senin uğruna ölürmüş,
nasibim,sevgilim,herşeyim.
bırakma ellerimi,pervaz eden bir kuş gibi ölür, fazla yaşamam. Yaşat beni.
bu sevgilinin kalbi ancak sevgiliyle hayat bulur, onun gözlerine baktığında yaşadığını anlar.
ellerini tuttuğunda canlı olduğunu hisseder.
sevgili, mağrur bırakma sakın bu yâri, sensiz yapamaz,yaşayamaz.
Mağrur bırakma.
yüreğini vermiş ellerine, öldürmekte senden, yaşatmakta.
tebessüm eyle gül yüzüne.
Gül yüzün güldü mü,
Güller açar sevgilinin gönlünde...


4 Haziran 2012 Pazartesi

Mimar Sinan Ve Çizimi






yıllar öncesinden bir çizim kim dersiniz?? Tabi ki mimar Sinan! Yıllar öncesinden mühendisleri imrendirecek çizimler ve çizimlerle karşınızda. Bu çizimler sayesinde Mimar Sinan oldu. Ve bu sayede hesaplarla dolu camiler ve yapılar ortaya çıktı.

Şimdi 1500'lü yıllara gidin. O yıllarda yaşadığınızı düşünün. "Birşeyler yazayım ama bu yazı 400 sene sonra okunsun" diyorsunuz. Ne yapacaksınız? Sizin bir mesajınız var ve bu mesajı 400 yıl sonra ilgili kişinin bulmasını istiyorsunuz.

İşte Mimar Sinan'ın da böyle bir derdi var. Bir mesaj bırakmak ve bu mesajı ilgili bir kimsenin bulmasını istiyor. Ve Mimar Sinan bunu başarıyor. Nasıl mı? Okumaya devam edin bu yazıyı...

Mimar Sinan'ın (1490-1588) şaheserlerinden biri olan Şehzadebaşı Câmii'nin 1990'lı yıllarda devam eden restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir inşaat mühendisi, câminin restorasyonu sırasında yaşadıkları bir olayı TV'de şöyle anlatmıştı:

"Câmi bahçesini çevreleyen duvarında bulunan kapıların üzerindeki kemerleri oluşturan taşlarda yer yer çürümeler görüldü. Restorasyon programında bu kemerlerin yenilenmesi de yer aldı.

Biz inşaat fakültesinde teorik olarak kemerlerin nasıl inşa edildiğini öğrenmiştik, fakat taş kemer inşaası ile ilgili pratiğimiz yoktu. Kemerleri nasıl restore edeceğimiz konusunda ustalarla toplantı yaptık.

Sonuç olarak kemeri alttan yalayan bir tahta kalıp çakacaktık. Daha sonra kemeri yavaş yavaş söküp yapım teknikleri ile ilgili notlar alacaktık ve yeniden yaparken bu notlardan faydalanacaktık.

Sökmeye kemerin kilit taşından başladık. Taşı yerinden çıkardığımızda hayretle iki taşın birleşme noktasında olan silindirik bir boşluğa yerleştirilmiş bir cam şişeye rastladık.

Şişenin içinde dürülmüş beyaz bir kağıt vardı. Şişeyi açıp kağıda baktık. Osmanlıca bir şeyler yazıyordu. Hemen bir uzman bulup okuttuk. Bu bir mektup idi ve Mimar Sinan tarafından yazılmıştı. Şunları söylüyordu:

"Bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık 400 senedir. Bu müddet zarfında bu taşlar çürümüş olacağından siz bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz. Büyük bir ihtimalle yapı teknikleri de değişeceğinden bu kemeri nasıl yeniden inşaa edeceğinizi bilemeyeceksiniz. İşte bu mektubu ben size, bu kemeri nasıl inşa edeceğinizi anlatmak için yazıyorum."


Koca Sinan mektubunda böyle başladıktan sonra o kemeri inşa ettikleri taşları Anadolu'nun neresinden getirttiklerini söyleyerek izahlarına devam ediyor ve ayrıntılı bir biçimde kemerin inşaasını anlatıyordu.

Bu mektup bir insanın, yaptığı işin kalıcı olması için gösterebileceği çabanın insan üstü bir örneğidir. Bu mektubun ihtişamı, modern çağın insanlarının bile zorlanacağı taşın ömrünü bilmesi, yapı tekniğinin değişeceğini bilmesi, 400 sene dayanacak kağıt ve mürekkep kullanması gibi yüksek bilgi seviyesinden gelmektedir. Şüphesiz bu yüksek bilgiler de o koca mimarın erişilmez özelliklerindendir. Ancak erişilmesi gerçekten zor olan bu bilgilerden çok daha muhteşem olan 400 sene sonraya çözüm üreten sorumluluk duygusudur."





Mimar Sinan'a Mektup

Devlet-i âliyyenin büyük mimârı Sinan
Senden başka gelmedi dünyaya buna inan

Coşkun bir imân ile yükseldi minâreler
Rûhunu üfledin de şekil aldı hâreler

Mütevâzi kalfa''nın şâheseriyim diye
Mağrur duruşuyla muhteşem Süleymâniye

Edirne''de usta''nın elinden aldı şekil
Selîmiye kubbesi evreni eder temsil

Nice Allah dostunun hürmetiyle hep tevbe
Sultânın şehzâdenin busegâhıdır türbe

Kaç medresede senin emeğin gözyaşın var
Dârüşşifâda hasta başından belâ savar

Yolcular konar içer çeşmelerden akar su
Misafirhânelerde sürer derin uykusu

Bir ömüre sığdırdın yüzlerce eserini
İstanbul sokakları rahmetle anar seni

Gel yetiş koca Sinan bir de gör hâlimizi
Bulamazsın yapıda mimârî kültür izi

Çok katlı binaların her gözünde bir insan
Toprağın kokusu yok bilemez kimse nisan

Tabiati ağacı biz belgeselde gördük
Diktiğin eserleri anlayamadık kördük

Ruhumuzu bıraktık beton yığınlarında
Ahde vefâ kalmadı şimdi torunlarında

Ya kalk yatağından da uyan uyandır bizi
Ya Mevlâ''ya dua et bize de versin giz''i

3 Haziran 2012 Pazar

Umut Daima Vardır



Umudumu yitirdiğimde, doğruluk ve sevgi yolunun tarih boyunca daima kazandığını hatırlarım. Zorbalar ve katiller hep vardır ve bir süre için yenilmez görünebilirler. Ama sonunda daima yenilirler. Daima.
Gandhi

Hiç kimseye Yetmez




”Azıcık mutluluk herkes için iyi olur. Ama hiç kimse azıcık mutluluk istemez. Ve mutluluk ne kadar fazla büyük oldu mu, değeri de o kadar azalır.”

Gorki

29 Mayıs 2012 Salı

Mutluluk

Mutluluk geliverir karşına. Belki bir köşeden çıkar, belki bi ağaçtan düşüverir kafana dank eder. aynı yerde farklı şeyler. aynı kapanın farklı tokmakları. Kim? Nerde? Nasıl? Sadece sen! Bir Bütün İki Küçük büyük Parçaları





 


Share

25 Mayıs 2012 Cuma

İşaretler (aşk)

İşaretler
Herşey bi Alrm sesiyle başlar. Bir hazırlık bir ayna ve bir kahvaltı sonrası yolculuk.
Office çok kalabalık herkes birşeylerle uğraşıyor. bi durağanlık vardır. Bir kadın ama sana değil.
patron ve toplantı. rol yaparsın ama yapmak istemezssin. çok sıkıcı bir hayatın vardır. anlam bulamazssın belkide
yaşamak için. Hergün lanet olası aynı şeyler dersin. Sıkıcı sıkıcı sıkıcı. Bir gün gelir Birşeylere çarpar yüreğin.
öyle bir çarparki ve Gülümser heycanlanırsın.:D hadi başlayalım hayata dersin:D

Derin Bir Ok Ask ( Kendi renginizi Bulun)


Hayat önümüzden en yüksek hızında geçerken. elimizde ki kahveden bir yudum aldığımızda ki zevk hiçbirşeye değişilmezken,
kafamızda tanlarca yük vardır. Ama bunlarla uğraşırken birden bire tüm siyah beyazlıkların içinden bir renk görünür ve tam kalbimizin ortasına çakılır aşk denilen ok.
. sonra kaybolur belki de o renk beyazların içerisine karışır ama kalbinin ortasında kalmıştır artık o ok. herşeyinde sana bi engel olur artık tam gülemez tam eğlenemezssin.
hep o gelir aklına onun o müthiş rengi, çıkaramazssın aklından çok uğraşırsın, yardımlar alırsın ama o ok hep bi yerlere takışır ve seni engeller. hep canını yakar kurtulmak istersin,
ama bi türlü kurtulamazssın. üzerinde ki bi lanet olarak görürrsün belki de.  ve gün gelir. Bir yer her hangi bir yer. her hangi bir iş. her hangi bir saat. ama nasıl bir iş anlayamazssın
nedir bilemezssin. ok düşüverir yere o rengin güzelliğine dayanamayıp işte o zaman iki renk kavuşmuş ve mutluluk anlamın tam anlamıyla yaşanmaya bailanmıştır. Sinem'e Aşklarla:)




24 Mayıs 2012 Perşembe

Güzelliğim timsali olan vav



Sır olanın Güzelliği (VAV)





Vav!
İyi bakıldığında, görmek için bakıldığında; Bazen bir insanın secdedeki hali, bazen bir ceninin anne karnında ki haline benzer
Vav Harfi, Allah’ın Vahid ismini ve birliğini simgeler
Ebced hesabında 6 rakamına dektir ki ; Bu yönüyle aynı zamanda imanın 6 şartını temsil ettiği söylenir
Harfi med olduğu gibi, kasem harfidir Aynı zamanda, iki cümleyi veya özneyi bağlayan bağlaçtır



VaV HaRfİ hat sanatını temsil eder ,
mahreci 2 dudak arasıdır ,
yolun sonu ona aittir ,
tabiatı sıcaklık ve rutubet ; unsuru havadır ,
tabiatını teşkil eden şeyler ondan var edilir ,
araf ona aittir ,
halistir , mukaddestir , müfrettir ve ÜrKüTüCüDüR !
her hali ile bir tefekkürdür VaV !
açısı iyi ayarlanmışsa bazen anne karnındki duruşu , bazen secdedeki duruşu görür insan !
uzlete çekilip kemal noktasını yakalayabilmek için bir bekleme odasıdır VaV ,
talebe için bir eğitimdir VaV ,
" VaV ile dost ol bakalım " der hocası
" onunla yürü ve yorul ; konuş sonra ne söyler sana , hele bi anlamaya çalış " ,
tanımaya çalışır VaV ' ı talebe !
elinde kalem onun o zarif duruşunu ,
kavisini vermeye çalışırken nefesini tutup , vakarı karşısında ÜrPeRiR !
sabır , azim, aşk ve dua ile çıkar yola talebe !
MeŞk EdEr , YiNe MeŞk EdER !






Aşk Benem Oğul

Ben ALLAH'IN en büyük lutfuyum..
 Aşk benim oğul AŞK..
 Dünya durdukça ben varım.. 
Aşk benim Oğul Aşk.. 
Ne mecnun anladı beni.. 
Ne ferhat.. 
Peşime taktığım Bulmadı Rahat.. 
Geceler gündüz eder.. 
Hep yollar ırak..
 Aşk benim oğul Aşk.. 
İblis hasedinden kovuldu.. 
Aşksızlığından adı şeytan oldu.. 
Adem Cennetten yeryüzüne indi.. 
Sebebi benim Aşk Oğul Aşk.. 
Alemler şanımdan yaratıldı..
 Kalbi olan herkez hep beni tattı.. 
Kimi acı Buldu Kimi Tatlı..
 Aşk benim Oğul Aşk..
 Görmezmisinki aşksız hayat olmaz.. 
Ben girdiysem eğer o gönül mutlak sağ çıkmaz..
 Kimine gözyaşı olurum , Kimine unutulmaz.
. Sayıklayıp durduğun Aşk benim Oğul AŞK...

23 Mayıs 2012 Çarşamba

İnsanoğlu
Dünya her zaman döndü ve üzerindeki insanlarda belli bi yerden belli bi yere doğru savruldu gitti. Ama sorun insanların kuru bir yaprak gibi rüzgarda mı savrulduğu yoksa belli bir ağırlığı olduğumu. Bunlara baktığımızda insanlık bazen saçmalık dediğimiz düşüncelere boğuldu. insan oğlu hep kendine batırdı aslında tüm iğneleri kendine yaşattı tüm acıları. Üzücü ve yok oluşun hızlanışı belkide.